Strawderi Nasıl Kuruldu?


Sıfırdan başlayıp strawderi el yapımı deri ürünlerini şu an bu yazıyı okuduğunuz e ticaret sitesini kurmaya kadar geçen hikayemi detaylıca anlattığım bir yazıyı kaleme aldım.  

Yaklaşık 4 sene önce, üniversiteye başladığım ilk senenin yazında sevgilimle interrail yapabilmek için ufak ufak para biriktirmeye başladım. Kyk alıyordum, ailem biraz para veriyordu ve özel ders verip çalışıyordum. 1 sene boyunca özel derslerden kazandığım parayı biriktirdim ve 2016 yazında interraile çıktık 1 ay özgürce gezdik. Bu arada not düşelim, o zamanlar kenara atılan azıcık öğrenci parasıyla Avrupa'da 1 ay gezilebiliyordu. Çok değil birkaç senede ülkemizin geldiği durumdur bu da.  

Bu 1 senelik ders verme sürecinde bir kasım ayında, şubat ayında doğum günü olan sevgilime ne alsam diye düşünürken el yapımı deri bir çanta beğenmiştik onu mu alsam demiştim. Sonra baktım modeller hem istediğim gibi değiller hem de biraz pahalı gelmişlerdi. Dedim ben yaparım. Mimarlık okuyor olmanın da verdiği gazla başladım araştırma yapmaya. Yabancılar bu tarz işlerde oldukça iyiler. Türkiye'de şu sıralar yavaş yavaş ilerlemeye başladı ve bunda benim de payım olduğunu düşünüyorum az sonra neden olduğunu da açıklayacağım. "how to make .. hand made ...." diye aratınca bir ton şey çıkıyor zaten. Baka baka öğrendim bir şeyler. Tasarladım çizdim ettim. Gittim malzemeleri aldım. Tabi biraz pahalılar hem de yaza interrail var. Düşüne düşüne hesap kitap yapa yapa aldım ne gerekiyorsa. Çantayı satın alsam daha ucuza gelecekti belki o derece malzemeler var haha. Hevesli hevesli yaptım çantayı verdim. Bu kadar zamanada yapana kadar tabi bir çok şey öğrendim mecburen. İlgimi çekti yapmaya devam ettim. Tütünlük ihtiyacım oldu onu yaptım. kalemim çoktu el yapımı deri rulo kalemliği yaptım. Defterleri seviyorum deri defter yaptım. Cüzdan yaptım derken ilerledim baya.

2016 senesinin başında, hem fotoğraf çekmekle ilgiliyim hem de mimarlık öğrencisiyim bana da faydası olur diye ürünlerimi sosyal medyada paylaşmak istedim. İnsanlar soru falan soruyorlardı satılık mı vs diye ama pek satma niyetim yoktu. Satacaksam da çok düzgün olsun kafasında olduğum için genelde geri çeviriyordum. Bi yerde artık baktım ürünler tamam sıkıntısız. Ufak ufak satmaya başladım. O ara bu işi yapan iyi olduğunu düşündüğüm sayfalara mesajlar attım, dedim şunu nereden alabilirim? Bunu nasıl yapabilirim? ama hiç cevap alamadım hatta engellendim. O ara bu üzücü gelmişti ve bu saçma sapan hırsları sinirlendirmişti. Aç gözlülüktü bu resmen. Küçük insan işidir. İşinde iyiysen satarsın bir şekilde, kaldı ki ürünler el yapımı deri bir dünya insan yapsa yine alıcı hep çıkar. İşin kalitesine bağlı olduğunu düşünüyorum.

Neyse efendim ben de iyice öğreninde her şeyi oturdum o zamanki ekşi sözlük hesabımla ne biliyorsam yazdım(strawderi instagram hesabında biraz dolanırsanız bahsettiğim entry ile ilgili postumu da görebilirsiniz). Dedim ben zorlandım, yeni heveslenenler zorlanmasın. Kendi reklamımı da yapma amacı gütmeden paylaştım bildiklerimi. Ekşi şeylere çıktı oradan sonra mesaj yağmaya başladı. Beni takip edenler varmış aralarında, teşekkür edenler oldu. Aralıklarla sürekli teşekkür edenler oluyordu. İşini gücünü bırakıp başlayanlar bile olmuş yazıyı okuduktan sonra. Bu yazıdan sonra okuyup kendi sayfasını açan çok fazla insan ile iletişime geçtim. Hepsine de tek tek helal olsun diyorum. Uğraşın ne güzel işte. Ben piyasada böyle işlerin olmasından memnunum, rakip olarak görmüyorum. İyi olan satar bir şekilde. Her zaman müşterim artarak devam etti hiç azalmadı. Satanlar arttı ama talep de arttı.

Bu arada ben sürekli yeni ürünler deneyip ekliyorum, fotoğraf çekiyorum(bu arada 10 senedir fotoğraf çekiyorum amatör olarak, bunu da el yapımı deri ürünleri satmak konusunda bana fayda sağladığını düşünüyorum) biraz para kazanıyorum satışlar oluyor. Özel dersi bıraktım buna yöneldim bir noktadan sonra. Okul var o da yoğun. Bildiğin ek iş oldu bana, okuldan artan vaktimi buna ayırmaya başladım. Kazanıyorum ama kazandığımın da çoğunu yatırıyorum sürekli işe geri. Amacım hep daha iyi olmasını sağlamaktı. Ev geçindirmiyorum bir şey yapmıyorum. Kendime rahat edebileceğim kadar miktarı alıp gerisiyle sürekli malzeme alıyordum yeni şeyler deniyordum. Bu arada da sayfa popülerleşiyor tabi gittikçe talep artıyor. İş teklifleri geliyor. Dükkan teklifleri geliyor. kimisi dükkanına koyup emeğimi sömürmek istiyor kimisi toptan alıp fiyatı iyice öldürmek istiyor. benlik değildi bu hareketler. Hem aman aman parada gözüm yoktu hem de bir marka değeri oluşturma derdindeydim. Başkalarına para kazandırmaktansa kendime yatırım yaparım, reklam veririm marka bilinirliğini arttırırım daha iyi dedim hem de fiyatlar daha uygun olur diye düşündüm.

Çekilişler yapıyordum bazı hesaplarla anlaşıp. Oralardan da görüp takip edenler olmuştu baya. Bir yandan da bloggerlar bana hediye yolla yayınlayayım diyorlar(hahaha). Yahu diyorum yok. Yok. Hedef kitlemiz ayrı. Hoşuna gittiyse satın alabilirsin yani ben şimdi sen bi story koyacaksın diye neden el emeğimi yollayayım sana. Onun yerine instagram reklamı veririm daha iyi. Yada beğenip satın alıp hür iradesiyle yayınlıyorsa yayınlasın. İşi getirmek istediğim noktalar birisi de bu. 

2017 baharında arkitera.com ile mailleştik. Mimarlık öğrencisi olmam ve bu ürünleri tasarlamam sebebiyle röportaj şeklinde bir yazı yayınladılar. Onu da şöyle bırakıyorum. Bu yazıdan sonra bir de instagramda yayınladır. İyice popülerleşti sayfa. Tasarımcı çok sayıda insan haberdar olmuştu arkitera sayesinde. onlara da teşekkür ediyorum buradan. Gittiğim çoğu ortamda "aa sen şunları yapansın di mi" şeklinde çok fazla sohbete dahil oluyordum. Beni mutlu ediyordu tabi bunlar, gün içinde hiç tanımayıp karşılaştığım ama yazılarımdan birisine denk gelip beni tanıyan ve bunlardan faydalanmış insanları görmek motive ediyordu. İnsanların da ilgisini çekiyor bir yandan da bir şeyler denemek istiyorlar, fikir danışıyorlar vs.

O aralar da marka adını düşünmeye başladık. Kız arkadaşımın bulduğu isme karar verdim. Marka adı falan yoktu elyapımı.deri yazıyordu her yerde. İsmini strawderi olarak koyduk. Kendisi çilekleri çok sever, ayrıca onun sayesinde bu işe başladım ve çok fazla yardımı oldu bu sebeple fikirlerine değer de verdiğim için buna karar verdim. Yakın zamanda da logo revize edildi zaten şu an sitede ve diğer sosyal medya platformlarında güncel logo var.

Okul ilerliyor ben ilerliyorum iş ilerliyor derken tabi ara ara okul çok yoğun hiç bakamıyorum bazen insanlar çılgınlar gibi ürünler soruyorlar, satışların ciddi yoğun olduğu belirli dönemler var çünkü; bunu da keşfediyorum bir yandan. Bir yandan evde yapmak zor oluyor çok ses yapıyor pat küt vura vura. Odamı leş gibi yaptı zaten hem maketler hem çizimler hem deriler(ahaha). O yüzden ilerleme de yavaşlıyordu. Bir de geçim derdim yok dediğim gibi, maksat iş ilerlesin ve harçlığım çıksın o yüzden hiç kaliteyi düşürmemeye çalışıyorum. Azar azar ama öz yapma derdim var. Marka yaklaşımlarım da o ara şekillenmeye başlamıştı; kişiye özel minimalist, işlevsel ve uzun ömürlü el yapımı deri ürünler üretmek. 

O aralar facebook ve instagram reklamları ile tanışmaya başladım. Zarar ziyan çok olur buralarda dikkatli vermezseniz bunu öncelikle belirtiyim. Mantıklı davranmaya çalıştım biraz da sabırlı olmak lazım sanırım ve o aralar bu reklam olayları da çok benim gibi kendi işini yapan insanlara düşmemişti reklam açıkları vardı. Dolduruyordum bir şekilde her yolladığım reklam olumlu oluyordu. Deneye deneye çözmeye başlamıştım onu da. Ara ara çılgınlar gibi sipariş geliyordu bazen mesaj yağıyordu yetişemiyordum artık web sitesi kurma fikri kafama yerleşmeye başlamıştı. Sene 2017 sonları. E ticaretin Türkiye'de henüz çok gelişmediği ve hep işe yarayacak bir şey olduğunu düşünüyordum. Bu işle faydası olmazsa da ileride başka bir iş yaparım faydası olur mantığıyla bakıp araştırmaya başladım.

O ara Tasarım Atölyesi Kartal ile görüşme yaptım. Bir etkinlikte konuşmuştuk dedim böyle şeyler yapıyorum hem tasarımcıyım hem öğrenciyim hem de Kartal'da yaşıyorum Bi bakın isterseniz. Dediler tamam gel bize bir anlat sen şunu. Gittim detaylıca buraya yazdığım gibi başımdan geçenleri anlattım. birkaç şey söyleyip beni aydınlattılar sağ olsunlar. Sonra Kartal Meydan'da bir konteyner var kırmızıdır. İsmi de tak kondu hatta şuraya linkini bırakıyorum incelersiniz isterseniz. Burayı kullanabilileceğimi söylediler. Dedim vay anasını ciddi misiniz falan. Anahtarı verdiler bana, gittim yerleştim. Hem kendileri etkinlikler için kullandılar hem de ben çalışmalarıma burada devam ettim. O zamandan beri kullanıyorum. Kendilerine hep teşekkür ettim yine etmek istiyorum. Bu gelişmeler beni umutlandırıyordu hep. Motivasyon yani. Bir yandan da insanlar ürünlerden memnunlar. Alan bir daha alıyor birkaç tane alıyor hediye ediyor vs. daha hiç geri iade olayı yaşamadım çok enteresan bence. 

Bu olaylar devam ederken benim mezuniyet yaklaştı. Diplama projesi sürecim kötü geçti(buradan da eski bölüm başkanımıza selamlar yolluyorum sağ olsun berbat bir süreç yönetim hakkımı yemişti. Eski diyorum çünkü okuldan atıldıJ) o ara kötüydü benim için. Hem işler krizden etkilenmeye başladı hem dolar fırladı 6 ya 7 ye Kyk bitti, aile para vermeyi kesti(biraz kesti çok değil istersem veriyorlar her zaman ama ben istemiyorum) kaldım ortada, okul kötü dedim zaten. Ailemle yaşıyordum onlar da iş için gittiler Antalya'ya ben kaldım evde tek. Geçim derdi başladı, okul kötü gidiyor ev işleri var. O zaman anladım. Dedim ya mezun olur olmaz bu işte şansımı denerim yada biter gider parasızlıktan perişan oluruz köle gibi çalışırım istemediğim bir işte. 

Son kalan paramla marka teciline başvurdum. Birisi gitmiş alan uzantısı olan .com'u almış ben de ne yapacağım .net kötü .co kötü dedim. com.tr bu şekilde alınır diye öğrendim. Tescile başvurdum. Hayalim o zamanlar şu an bu bloğu yazdığım strawderi.com.tr açmak ve sitenin işlediğini görmekti. Hem de dedim marka kimliği açısından tescil önemli. Alıyım dursun kenarda diye düşündüm. 2000 liraya mal oldu bana. Geçen kasım başvurdum, şubatta da çıktı. O ara kalıp tekrar aldığım bitirme projesiyle çılgın atıyordum. Bi yandan dediğim detaylar. 

Kafamda şunlar vardı;

1- e ticaret sitesi istiyorum
2- kosgeb var sürekli birileri bahsediyor birileri de çıkmaz o geç diyor ama aklımda.
3- site için şirket lazım
4- sanal pos lazım. vergi lazım. 
5- bağkurlazım.??'!!!
6- muhasebeci ???!?!! 
7- site tasarımı
8- ürünler düzgün fotoğraflanacak

9

10 11 diye uzayıp gidiyor. Sürekli bunları düşünüyorum para yok. Ülkede kriz var. Ben sipariş yapamıyorum vakit yok. Uyku uyuyamadım aylarca. 1 kişi çıkıp da şöyle şöyle yap demedi. Her gelen ya askerlik ne olacak dedi ya işe ne zaman başlıyorsun dedi yada evlilik? ne zaman dediler ya. Evlilik. Yahu sanane sanane. Bi rahat bırakın. 

Yahu diyorum iş yapıyorum ya. Deniyorum işte bir şeyler. Detayları var. Bilmediğim öğrenmem gereken bilgiler var. Bu nasıl olacak o nasıl olacak araştırıp duruyorum. Ülkemiz zaten cennet herkes her konuda bilgi sahibidir, herkes her şeyi en iyi bilir. Kimse kimseyi dolandırmaya çalışmaz zaten bilirsiniz. Sürekli birileriyle konuşup bilgi toplamaya ve iş yapmaya çalışıyorum. Sırf site için belki 50 kişiyle ayrı ayrı görüştüm. Denedim de hatta bir yakınımızla. Aa hatta 2 kez denedim şu hostu alalım yok şu temayı alalım inandım inandım bilgim yok diye kaldım ortada sonra. Dedim ya parası neyse verip şu site yapılacak yada ben öyle yada böyle öğreneceğim. Bir yandan da diyorum ben ürün mü tasarlayıp yapıyım oturup site mi öğreneyim ev mi geçindireyim okul mu okuyayım. Hepsini yapmaya çalıştım. Neyse ki okulu iyi bir notla bitirdim.

Okul aradan çıkınca ilk iş kosgeb eğitimine gittim. Gitmeden ekşide yazılanları okuyup gitmeme kararı alacakken vazgeçtim öğreneyim dedim. Faydası oldu. Tavsiye ederim. En azından projemin tam oluğunu, şirketin açılmak dışında her şeyinin var olduğunu görmem mutlu etti. Sunumum da oldukça beğenilmişti. Bu da motivasyonlarımdan biri oldu. Açılış desteğini de yakın zamanda alacağım sanırım.

Site işine bir miktar parayı boşa para döktükten sonra birçok insanla da defalarca görüşme neticesinde woocommerce ile kurma kararı aldım. Herkes her şeyi çok iyi biliyor bunu unutmayın. Çok çok iyi düşünüp hareket etmek gerekiyor bence bu aşamada. Yaklaşık 1 sene boyunca şu son 2 ayda yaşadıklarımı kurguladım. Sırf ürün satma derdine girmek istemememin en büyük sebebi bu aslında. para hem insanı çok hırslandırıyor hem de düzgün düşünmesini engelliyor. Hayatım boyunca hep bir şeyleri kısarak yaşadım. Alkol seviyorum evde bira yapıyorum, gezmeyi seviyorum otostop çekiyorum, tatil seviyorum kamp yapıyorum. Yani öğrenciyken kolay bunlarla baş etmek. Yaşım genç beklentim çok yok. Hep umutlu ve heyecanlı olup bir yandan da olayları fazla gözümde büyütmeden planlı programlı ilerlemeye özen gösterdim. 

Bu süreçte yanlış yaptığını düşündüğüm insanların yaptıklarını yapmamaya çalıştım. İşime önem verdim. Kaliteli olması için elimden ne geliyorsa yaptım. Bütün bunlar olurken ailem de sadece "deri işleri nasıl gidiyor yea" demeyi seçti. Destek beklemedim değil açıkçası. Maddi anlamda olmasa bile en azından fikirsel olarak yada mental olarak destek beklerdim. Şu an bile annem "bırak oğlum şunları gir bir işe çalış işte" diyebiliyor. Yada babam "boşuna mı okudun okulu" diyebiliyor. Bu ilgisizlik ve boş muhabbet hem beni üzüyor hem de kendi ayaklarım üzerinde durmam için tetikliyor. Bu konudaki tavırları öyle yada böyle bana faydalı oldu. Engelleri bir bir aşıp ilerlediğimi düşüyorum. Kendilerine teşekkürlerimi iletiyorum yine de, herkes her şeyi anlayıp yardımcı olacak diye bir şey yok. Genel olarak çok açık görüşlü ve yardımseverler.

Site işine gelecek olursam. shopiyf alt yapısını kullanıyorum. Şu an içinde bulunduğunuz sitenin altyapısı bu ilgilenenler için. Memnunum.

Sitenin adı yazdığım gibi: https://strawderi.com.tr 

Siteyi kendi kendime sözlükten bir arkadaşın yardımıyla kurdum. İhtiyaç olursa iletişim bilgilerini veririm isteyene.

Siteyi kurarken şirketi açtım. 29 yaş altındayım diye bağkurum 1 sene ödenecek. Bunun önemli bir detay olduğunu düşüyorum ayrıca 75.000 liraya kadar vergi muafiyeti var. Muhasebeci ile anlaştım. fatura falan kesmeye başladım işte. İlginç geliyor bana tabi. Hiç bilmediğim olaylar. İnsanlara güvenme konusunda da zorlanıyorum çünkü kazıklandım defalarca kez.

Şirket hesabı açtım iyzico ile anlaştım derken site yayına girdi. Bugün itibariyle 19 gün oldu. Ben tabi hayallerime kavuştum. Şu an tıkır tıkır işliyor. Sitede bu yazdıklarıma baktıktan sonra tekrar bir dolaşabilirsiniz.

Şimdiii geldik sona. bütün bu süreçte ben neler öğrendim neler kaybettim onları da bir yazıyım;

1- hiç bilmediğim bir sürü konu hakkında fikir sahibi oldum.
2- ticari hayata giriş ve gelişmeler...
3- biraz insan tanıdım.
4- sürekli problem çıktı sürekli nasıl aşılır onu düşündüm.
5- yalnızlığın nasıl bir şey olduğunu biraz daha öğrenmeye başladım.
6- insanların karaktersiz olduğunu öğrendim.
7- öğrenciliğin kıymetli ve toplumumuzda değer gören bir şey olduğunu öğrendim. öğrenciyim deyince akan sular duruyor. bunun hep faydasını gördüm.
8- zamanın kıymeti. zaman en değerli şey bence. kendime ve sevdiklerime zaman ayıramadıktan sonra çalışmak bana boş geliyor. ben sabah 6 da uyandığım bir hayat istemiyorum. gerekirse uyanırım ama gerekli haller dışında her sabah bana çok uzak kavramlar. 
9- mimarlık okumanın insanın ufkunu ne kadar genişlettiğini öğrendim. mimarlık böyle bir şey. neyi nasıl yapacağını öğreniyorsun, insana genel olarak bir vizyon katıyor.

Ben bütün bunlarla uğraşırken mezun olup mimarlık piyasasında işlere giren arkadaşlarım oldu. Hep düşündüm acaba yanlış mı yapıyorum annemin babamın dediğimi doğru olan acaba 3-5 sene mesleğimde sürünüp tecrübelenip kurumsal yaşamıma mı baksam. Sonra vazgeçtim. En azından 1 sene 2 sene denerim aklımda kalmaz bana da tecrübe olur diye düşünüyorum. Şu ana kadar hiç pişman olmadım, ama da demedim. Sadece "keşke şöyle de olsaydı be" dediğim çok oldu ve fazlaca yoruldum. 

Bu arada bir şey daha ekleyeceğim. xxxxxxxxxxxx diye bi sayfadan mail geldi bir ara. Döndüm ben de toplu ürün fiyatı istediler yazdım normal fiyatlarımı biraz indirerek yapım süreleriyle birlikte. Sonra aradılar dediler çalışmak istiyoruz. Biz dediler sosyal etkiyiz şöyle girişimciyiz böyle destekçiyiz. Küçük üretiyiciyi destekliyoruz falan filan. Dedim tamam. Fiyatlarım bunlar. Dediler onu biz 500 adet alacağız şu kadar sürede istiyoruz şu fiyat olur mu, dedim olmaz. 100 de olsa 1000 de olsa tek tek elimle yapıyorum ben öncelikle yapılan işe bir saygı duyulmasını bekliyor insan. O zaman şunu yapsak olur mu? Dedim ona da fiyat bu olur. Tamam bilmem ne derken başkasına yaptırdılar bir sefer. Fiyatları baya öldürmeye çalışıyorlar bu arada. Hediye kutusu gibi kutu yapıyorlar kutularda işte benim ki gibi üretici ürünleri. Ucuza kapatıp kurumsal firmalara ciddi karlar koyarak satıyorlar. Elime toplu para geçeceği için birkaç kez konuştum ama bir türlü anlaşamadık zaten. En sonra artık benim yaptığım deri rulo kalemliği birebir başka bir atölyeye yaptırtınca (numune almışlardı) sinirlendim tamamen iletişimi kestim. Bu noktada aklıma şu geldi; kurumsal firmalardan ürünlerime ciddi talepler var. Görüşüp araya kimseyi sokmadan kendim konuşarak ikna edebilirim diye düşünmeye başladım. Şu an bununla ilgili çalışmalar da yapıyorum.

Umarım işler düşündüğüm gibi ilerler. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada bilinen bir marka olup yurt dışına da ciddi satışlar yapmayı planlıyorum ve talep de var. Ülkede ne olacağı belirsiz benim de yapabileceklerim bir yere kadar. Elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. 1 günde olmadı 1 senede de olmadı 4 sene boyunca sıfırdan başlayıp arka planda gece gündüz düşünerek yaptım. Çok bir şey yaptığımdan demiyorum fazla gözümde büyüttüğümden de demiyorum sadece sevdiğim ve keyif aldığım bir iş, ilerlediğini görmek beni mutlu ediyor. Şu ana kadar planlar tuttu. Uğraşmadan da olmuyor bir şey işte. 

Ek olarak;

Şirket meselesine geleyim. Basit gibi görünen önemli bir adım bence. Vergi vermeye başlayacaksın çünkü her şey vergi. Stopaj diye bir şey var. Önceden satış yapıyım yapmayayım çok umrumda değildi bu noktadan sonra artık en az belirli bir sabit gelir lazım çünkü giderler var. Yukarıda saydığım gibi; bağkur, muhasebe, stopaj, kdv, gelir vergisi vsvsvs daha bilmediğim masraflar. Bu başta yola çıkış sebeplerimden ve süreç içerisinde aldığım kararlardan beni saptırır diye korkutuyordu ama bir yerden sonra mecbursun artık e ticaret için şirket lazımdı. Açtım ben de şirketi gerisi tık tık tık ilerledi zaten. 

Avantajlarım vardı. Öncelikle öğrenci olmak hep avantaj oldu. 29 yaş altı bağkur meselesi de önemli, o olay olmasa daha geç açardım herhalde en azından elde avuçta bir sermaye olmadan zor. Destek de yok. Bir süre içeriden yenir bunları hesaplamak lazım. Ayrıca geçim derdim çok yok, kendime kadar. çoluk çocuk bakmıyorum sonuçta. Hayattan beklentim minimum düzeyde. Zaten yukarıda da belirttiğim gibi ülkemle ilgili içim rahat değil, hep bir umutsuzluk hakim. Sonradan büyük üzüntüler yaşamamak için beklentimi hep sıfırda tuttum. Mezun olduğum anda iş aramaktansa bu işe yoğunlaştım. 

1 sene çalışıp böyle bir şeye kalkışır mıydım? daha zor olurdu. Hem düzenli çalışma ve gelirin verdiği mevcut düzene bağlanma hissi. Hem çalışıp tecrübelenip meslektaşlar arasında sıyrılma ve yükselme hırsı??!? (böyle şeyler var sanırım?&!?!/) hem de vakitsizlikten kafamdakilerden iyice kopma olayı işleri iyice içinden çıkılmaz bir hale sokup ömür boyunca içimde kalacak ukteye dönüştürebilirdi. 

Cidden anlıyorum bizim ülkeden neden amazon, ebay, tesla, apple çıkamadığını. Ailem bile yapma etme bir işe gir kendini kurtar kafasında. Ya anneciğim ben 2 lira da kazansam 10 lira da kazansam beni mutlu edecek şey o değil ki. Önce bi ne istediğimi hayallerimi hedeflerimi hislerimi konuşmak gerekmez mi? Türkiye'de zor bu işler çünkü insanlar geçinmekle uğraşıyor.

Mert Başbuğ.

 

18.09.19 / Güncel edit:

Aradan geçen 5 aydan sonra birkaç güncelleme eklemek istedim. Kosgeb ile olan durumu açıklayayım. Maalesef destek vermediler, onların kriterlerine uygun değilmişim. Pek umudum yoktu zaten fakat bu kadar uğraşıp geri çevrilmek cilası oldu. Ret verdiklerine göre doğru yolda ilerliyorum sanırım belirli "bazı" koşullar olamayınca böyle şeyler olabiliyor tahmin ediyorsunuzdur az çok. Belki de daha iyi oldu bilemiyorum o konuyu güzelce açıklayacağım daha sonra.

Bir diğer önemli mesele yurt dışına ürün satışı ile alakalı. Yakında halledeceğim o durumu fakat ülkemiz ve paypal'ın aralarında anlaşmazlıktan dolayı şu an ciddi anlamda zorluk çekiyorum. Sadece ben değil benim gibi iş yapmaya çalışan küçük büyük birçok işletme aynı durumda. Paypal bugün en geçerli ödeme alma aracı, sanal pos. Yabancı alıcı ödeme yaparken onu görmek istiyor. Ama yok, bu sebeple başka pos kurmak gerekiyor fakat o da ödeme alırken çok fazla insanın vazgeçmesine sebep oluyor. Bir şekilde çözeceğim ama bizim ülkede iş yapmak cidden zor bunu bir kez daha anladım. İhracata ihtiyaç duyan çoğu ülke hem kargoda, hem banka anlaşmasıyla, hem ödeme sistemleriyle, hem vergi miktarlarıyla iç içe güzel çözümler sunarken durum bizde tam tersi maalesef. 

Bunlar dışında işler iyi gidiyor. Çok daha iyi olabilirdi fakat durum ortada. Kendi kendime devam ediyorum maalesef. Köstek olmasınlar yeter diyordum köstek de oluyorlar. İş yapıp bu tarz sorun yaşayanlara sabır diliyorum. Sevgiler. 


4 yorum yap


  • Ahmet Elginöz

    Arkitera linki çalışmıyor. Yeni link
    https://www.arkitera.com/haber/ogrenci-isi-strawderi/


  • Onur

    Seni o kadar iyi anlıyorum ki dostum, yazdiklarinin yarisina yakinini bizzat yaşadım resmen. Ayrica ben de deri üretim yapiyoru yaklasik 6 – 7 aydır. Henüz 1 tane bile satmadim:) yaptığım cüzdanı kullaniyorum deniyorum her kullanmada 1 sorun duzeltiyorum derken aylar geçti. Umarım bende senin gibi böyle satış ağına geçerim. Yazdiklarin cok guzeldi teşekkür ediyorum tekrardan..


  • uğur

    Bende e-ticaret sitesi açmak istiyordum yazın çok yardımcı oldu..Teşekkürler..


  • Saim SINMAZ

    Emeğine, hayallerine, azmine, ellerine sağlık.
    Bende grafik tasarim bitirdim ve isimi yapiyorum ama aynı böyle bir hayalim var, bu yazını okuduktan sonra daha da yapmak istedim.
    Teşekkürler!


Yorum yap


Lütfen dikkat, yorumlar yayınlanmadan önce onaylanmalıdır.